text
nice to be back
Bi son posta bakıyorum bi takvime bakmak için kafamı kaldırıyorum bi kez daha kendime kızıyorum en sonunda. Sorumsuzluğun bu kadarı yani! İnsanları eylül cümleleri kuracağım diye kandır, 3 Ekim’de ortaya çık.
Eğer hala takip edenleriniz varsa ve o azınlıktan hala merak eden kaldıysa hemen söyleyeyim; ben iyiyim.
15 - 20 Eylül tarihleri arasında yaptığım, hayatımın en güzel tatilinden döndükten sonra bir şeyler yazmak istedim, hatta inanmayacaksınız tatilde bununla ilgili notlar bile aldım b.c.’ye ama ne teknik ne de manevi şartlar buna izin verdi.
Uzunca tatil yazısı yazmaktı hayalim aslında ama sanırım en bana özel yaşadığım 5 günü bi blog postu olarak yazmak benlik bir şey değilmiş. Ama yine de fotoğraflarla özetlemem gerekirse:

Bu denizde kumlarla oynadım.

Bu koca hamağın etrafında güneşlendim.

Bu denize girdim.

Bu kampta, en sondan ikinci odada kaldım.

Bu köşkte kitabımı okudum, müziğimi dinledim, dinlendim.
Neyse, bu cennetten Ankara’ya döndüğümde nasıl bir ruh halimde olduğumu tahmin edebileceğinize güvenerek yazamayışımı haklı çıkarmak istiyorum.
Eylül ayının 5 günlük cennet kısmını çıkarırısak 25 günlük Ankara için anlatabileceğim ve beni heyecanlandıran tek şeyin okul mevzuları olduğudur ki d’ates’in eğitim öğretim yılına dair merak ettiklerinizi, en azından 1 ay içinde, daha detaylı bir yazıyla burada olacak.
Sonuç olarak döndüm, iyiyim ve bronzum. Şimdilik bana müsaade.
