photo
(no) i in threesome
Hiçbir şey olmamış gibi yüzüm sildim. Gözkalemimi yenileyip aralarına döndüm. Tuvalette yakalandığım ağlama krizin nedeni ne az önce masada epeydir görmediğim ve hatta tanımadığım insanlarca sevgi ‘patlama’sının öznesi olmam ne de o’nun ben burada yerlebirken hayatında başka birine bu kadar “uzun” süredir yer verebiliyor olması. Canımı yakan, gözlerimden yaş gelinceye kadar beni inciten elbette ki bunlar olamazdı. Sadece bira midemi ekşitmişti çok fazla. Bir de, bugünkü görüşmeye giderken giydiğim yeni ayakkabılarım ayağımı vuruyordu fazlasıyla. Belki de kendime bi dahaki sefere bu kadar çok güvenip bir 70lik söyletmemeliydim. Belki de annemi dinleyip ayakkabının yarım numara büyüğünü almalıydım.
Bunlar da kimdi? Neden bana böyle bakıyorlardı? Üstelik bunu yaparken neden bu akşamı benimle geçireceklerini düşünebiliyorlardı? Ağızlarının kenarındaki ışıltı, samimiyetlerinden değil bacak aralarına aldıkları yoksun zekalarından ötürü gelmesindi sakın? Neden şaşırmalıyım buna bilmiyorum gerçi… Sıradan bir kasım akşamı. 3 erkek. Biri ellili yaşlarının ortasında ve bir hiç. Diğerini, sanırım, üç yıldır görmüyordum. Hala yakışıklı. Hala masanın altından bir küçük boyunu tutuyor ve de… Diğeriyse 4 yıldır hep karşıma çıktığından daha farklıydı. Siyah takım elbisenin siyah birine bu kadar yakışacağını düşünmezdim. Fantezilerim çoğunlukla beyaz erkekler üzerine kurulu, evet bu doğru; fantezilerimde acımasız bir faşistim.
Aralarına döndüğümde önlerindeki yemeğe rağmen yüzlerinde aynı ‘aç’ ifade vardı. Telefon için izin istediğimde numaradan ayarladığım melodinin aslında alarmım olduğunu bilseler, olduklarından daha fazla saf hissetmezlerdi. 70lik bitmiş, bir yenisi söylenmişti. Bunlar da kimdi? Benim yerime ne istediğime karar verebiliyorlardı? Ellili yaşlarının ortasında olup hala bir isteğinin olduğunun bile farkına varamaması ne kötü. Ya da kızı hangi bahaneyle eve götüreceğini bilememesi. O değil de, giyecek başka takım elbisesinin olmaması en kötüsü galiba…
Yeni biramı içmeye başladığımda ışıkların biraz daha karardığını hatırlıyorum. Bu gölgeler üzerime yaklaşmakta olan tanımlanamayan, tanımlayamadığım bir cisme de ait olabilir pek tabii. Cisim. İsmim c ile başlasaydı ve bir mekan işletmecisi olsaydım bunu güzel bir alternatif olarak düşünebilirdim.
Kadehler havada bir kez daha çarpıştı. Hepsi benim yeni yaşımın iyi geçmesini diliyorlardı en sesli şekilde. Ya da hepsiyle sevişmemi. En sessiz şekilde. Bir seçme şansım var mıydı?
O, şu an sıcak çatı katında polar battaniyesinin altında sıcak şarap içip romatik komedisini izlerken, yanında duran erkek için ne kadar gururlanıyordur acaba? Benden güzeldi güzel olmasına ama bir şeyleri eksikti işte. Bunu bilen ben olmadığım için o şu an battaniyenin altında, bense daha bir saat öncesine kadar sokakta görsem selam dahi vermeyeceğim üç aklı evvelin ‘elinin altında’. Tam olarak gerçek anlamıyla. Ellerinin altında.
Ne yapmalıydım peki? Beni böylece ortada bıraktığı için ona telefonda küfürler yağdırmayı bırakmıştım, nasılsa bana yakışmıyordu. Ayrıca telefon rehberinden de silmiştim numarasını; hoş aklımda bir yerlerde yazıyor olacaktı ya, neyse ne. O şu an o battaniyenin altında yanındakinin, önündekinin, elindekinin tadını çıkarıyorsa belki ben de tam olarak bunu yapmalıydım. Ama, tanrım, bunlarla mı? Dalga geçiyor olmalısın…
Tamam, düşünelim biraz daha. Gözlerini onlardan ayırmadan beni dinlemeye devam et. Hangisinin yatağı/evi akşamı geçirecek kadar rahattır sence? Haftayı? Belki de birkaç ay…
Ellilik çok umutsuz görünüyor, kıyafetinden ve saçlarından bile belli. Ama belki de tüm yatırımını yatağına/evine yapmıştır kim bilir? Ya şu yakışıklı? Daha çok genç ve belli ki iyi bir aileye sahip. İyi ve zengin. Ve yakışıklı. 3 yıl önce bir villada oturduğunu biliyorum, villa hala göl kenarındaysa bu akşamlık yerimi/yatağımı buldum diyebilirim. Takım elbiseli çok umutsuz görünse de elinin altındaki sigara ve araba anahtarı onun hakkındaki ipucunu veriyor aslında.
Bilemiyorum.
Galiba bu kararı verebilmem için bu masada “elimde olanları” biraz daha incelemem gerekecek.
Ve biraz zaman.
Fazlasını dinlemeye hazır mısın?
